29-09-26
ağaçları düşünüyorum şu günlerde.
ağaçlara bakıyorum, ağaçları görüyorum,
bir süre izliyorum. ağaçlara sarılıyorum,
kokluyorum sonra da öpüyorum. kökleri bu
kadar derinde olmasaydı belki, hareket
edebiliyor olsalardı mutlaka onlar bana
aynısını yapmaya gelirdi biliyorum. bunları
nerden mi biliyorum? fısıldıyorlar çünkü
bana herşeyi! sizler de ağaçları benim
sevdiğim şekilde sevdiyseniz anlardınız neyi
kastettiğimi. ağacın hareket etmediğini ve
orada sizi beklediğini bilmenize rağmen onu
görmeye gidemiyorsunuz. sürekli bir
bahaneniz oluyor. işinizi ya da buluşmamız
gereken insanlar olduğunu bahane
ediyorsunuz. bunlar hayatınızda gerçekten
önemli şeyler mi yoksa ağaçlara
ayıramadığınız azıcık zaman için bu
düşüncelerle kendinizi mi avutuyorsunuz?
ağaçlar yerine vakit ayırdığınız insanların
hepsi duygularında gerçekten samimi mi?
sizi seven, sürekli sizi görmek isteyen ve
ağzı olmadığı için bunu dile getiremeyen biri
olduğunu söylüyorum size. ağaçların bu
sevgiye hayatınızdaki her gün gördüğünüz
çoğu insandan daha layık olduğunu
düşünüyorum. size karşılık vermelerini
beklemeyin, ellerinde olsaydı size
vereceklerini düşünün ve konuşun onlarla,
hissedin onlarla..
ağaçları sevin
(bütün bunları bana fısıldayan ağzı, burnu
ve gözleri olan ağaca teşekkürler)